ZERO

art

ZERO sessizliktir.
ZERO başlangıçtır.

ISTANBUL LIGHT FESTIVAL

 Yaşasın!. İstanbul güzel bir festivale daha kavuştu. Light Festival Amsterdam, Berlin, New York, Lyon ve Prag’dan sonra gözde şehir İstanbul’da. Unutmadan 2015 Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Işık Yılı ilan edilmişti. 

CONTEMPORARY ISTANBUL


 Contemporary İstanbul bu sene 10.yılını kutluyor. Akbank Sanat’ın katkılarıyla düzenlenen fuar 11 Kasım Çarşamba günü kapılarını sanatseverlere  açtı. 11 – 15 Kasım günleri arsında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda ziyaretçileriyle buluşan fuar dikkatleri aylar öncesinde üzerine toplamıştı zaten. 3. kez düzenlenen Artinternational,  14. İstanbul Bienali ile sanata hızlı bir giriş yaptığımız Eylül ve Ekim aylarından sonra Kasım ayında da sanat tüm hızıyla devam ediyor diyoruz.

NERDEN GELDİK BURAYA

 Nerden geldik buraya, SALT'ın üyesi olduğu Avrupa müzeler konfederasyonu L'Internationale'nin beş yıllık Sanat Kullanımları 1848 ve 1989'un Mirası programı kapsamında hazırlanmıştır. 12 Eylül 1980'den 1993'ün sonlarına kadar geçen dönemi kapsayan sergi çerçevesinde;  12 Eylül askerî darbesi, 1982 Anayasası kabulü ile başlayan süreci, sendikal hak mücadelelerini, yeni toplumsal örgütlenmeleri, sivil toplum hareketleri ‘feministler, çevreciler, eşcinsel haklar, aktivistler, insan hakları savunucuları’ gibi birçok grubun hak ve özgürlük mücadelesini yakından izleme fırsatı buluyoruz. Sergide bu dönemlere ait gazete yayınları, dergiler, fotoğraflar, televizyon programlarından görüntüler, reklam filmleri yer alıyor.

PIER PAOLO PASOLINI


 Pera Film 4-22 Kasım tarihleri arasında ölümünün 40. yıldönümünde ünlü yönetmen Pier Paolo Pasolini ve çalışmalarını flim programıyla anıyor. Pasolini yaşamı boyunca İtalya’nın önde gelen isimlerinden biri oldu, hala da öyle...



 Pasolini farklı felsefi düşünceleri bir arda barındırıp yorumlaması, dinle olan ilişkisi ve modern fikirlere açık oluşu, gizlenmemiş eşcinselliği, geçmişe bakışı ve yorumlaması onun huzuruna ve ilhamını oluşturmasını olanak sağladı. Sinemacı kimliği yanında şair, romancı, oyun yazarı, ressam, eleştirmen ve entelektüel kimliği onu dünyaya mal olmuş bir isim yaptı. Karizması da bu konuda etkili bknz. sizler için seçtiğim fotoğrafları.. 


 Program çerçevesinde Pasolini’nin ilk filmi olan Dilenci (1961), bir belgesel niteliği taşıyan Matta’ya göre İncil (1964), Pasolinin’nin bir hikayesinden yola çıkan Korkunç Orakçı filmi dahil 11 film yayınlanacak. Etkinlik hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayabilirsiniz. Bilgilendirmekte fayda görüyorum, bu program kapsamındaki film gösterimleri ücretsizdir ve rezervasyon alınmamaktadır.

 Programdaki filmler dışında Salo ya da Sodom'un 120 Günü adlı film ile Medea adlı filme de bir göz atın derim ben.

  İYİ SEYİRLER J

http://www.pierpaolopasolini.com

İSTANBUL COFFEE FESTIVAL 2015


 22-25 Ekim tarihleri arasında İstanbul buram buram kahve koktu.. Bu yıl ikincisi düzenlenen İstanbul Coffee Festival yoğun ilgiyle gerçekleşti. Önünden geçerken neden kullanılmadığını düşündüğümüz Haydarpaşa Garı'nın o muazzam güzelliği içinde dolu dolu bir programla ve katılımcılarıyla harika 4 gün yaşandı. 


 Dünyanın farklı yerlerinden gelen kahveleri tatma fırsatı bulduğumuz, yerli yabancı profesyonel baristaların bizler için hazırladığı kahveleri tattığımız ve showlarını izlediğimiz, günlük hayatımızda bildiğimiz uğrak yerimiz olan kahve mekanlarına bilmediğimiz yeni mekanları eklediğimiz, kahve yapım tekniğini öğrenme fırsatı yakaladığımız atölyelere katıldığımız ve bunun yanında kahve içme tekniğinin de olduğunu öğrendiğimiz J dolu dolu geçen bir festival oldu bence bizler adına... 


 "Kahve çekirdekleri nereden geliyor? Kahve nasıl yetişir? En iyi nerede yetişir? Nasıl işlenir, nasıl sunulur? İyi kahveyi nasıl anlarız? Peki içmeyi en çok sevdiğimiz kahve hangisi? Kahve aroması ve nota farkı neydi?" gibi tüm bu sorulara cevap aradığım ve bulduğum bu festivalde kahve tadımları ve yeme-içmeden fırsat bulunca sergilere göz atıp kalan vaktimi iyi değerlendirebildim desem yalan söylemiş olmam..


 Bablyon'un içeri kurduğu sahnede bir kez daha müzik eşliğinde kahve yudumlamak ne de güzel diyerek dolaştım durdum gar içinde.. Bu güzel festivalde bol bol kahve, alışveriş, müzik, eğlence dolu günlerin ardından seneye de gitmeyi dört gözle bekler hale geldim. 


Gülümsemeli fotoğrafımla yazının sonuna gelirken diyorum ki; kahve içmek mutlu eder...






BU HAFTA KARA HAFTA "KARA HAFTA İSTANBUL"



 Hepimiz bir kerede olsa  Agatha Christie’in o büyüleyici romanlarından birini okumuşuzdur. Başucu kitabı niteliği taşıyan bir kaptırdın mı kendini bırakamadığın Dedektif Hercule Poirot mecaraları hep aklımızın köşesindedir. Peki halimiz böyleyken nedir bu Kara Hafta İstanbul diyerek söze başlayalım. Agatha Christie’in doğumunun 125. yılı şerefine 22-24 Ekim tarihleri arasında konferanslar, söyleşiler, imza günleri ve film gösterimlerini içeren, Pera Palace Hotel Jumeirah’da ilk kez gerçekleşen polisiye dolu bir etkinliktir. 


 Etkinlik kapsamında Türkiye’den en önemli polisiye yazarlarından Ahmet Ümit ve Celil Oker, İngiltere’den Alexander McCall Smith, Amerika'dan Leslie Klinger, İtalya’dan Roberto Costantini ile Kolombiya’dan Mario Mendoza Zambrano etkinlikte olacak. Yazar Esmahan Akyol, Erol Üyepazarcı, İşveç’li yazar Arne Dahl, yazar ve çevirmen Algan Sezgintüredi ve Sevil Atasoy katılımcılar arasında.
  Polisiye severlerin dikkatini çekecek bu etkinlikte hem Agatha Christie’in doğum gününde anılacak hem de yazarlarla buluşma fırsatı yakalayacağız.

ETKİNLİKLER ve SAATLERİ İSE ŞÖYLE;

 23 Ekim Cuma akşamı 17.00’de Ayşe Erbulak moderatörlüğünde gerçekleşen ‘Kadın Dedektifler’, Osmanlı’dan bu yana polisiye denilince akla gelen isim Erol Üyepazarcı’nın yönettiği ‘Katilin Peşinde’ adlı oturum 18.00’de ve 19.00’da asıl merakla beklenen “Suç ve Ceza” başlıklı Agatha Christie’nin torunu Mathew Prichard’ın da katılacağı söyleşi başlıyor olacak. Sakın kaçırmayın demeden olmaz!
 24 Ekim Cumartesi de tüm merakımız, neşemiz ve "Cumartesi ne yapmalı?" sorusunu akla bile gelmeden direk Pera Palas Hotel’a ışınlanıyoruz. 17.00’da Ahmet Ümit’in katldığı ‘Roman Kahramanı Olan Dedektif’ isimli söyleşi, 18.00’da ise “Katil Kim?” ismiyle Beyoğlu Kitapevlerinde yazarlar kitaplarını imzalıyor olacak.

 Ayrıca cam fanuslar içinde özel baskı polisiye eserler sergileniyor olacak. Etkinliğin tamamen ücretsiz oluşunun altını üstünü renkli kalın puntolarla çizerken polisiyenin bitmeyecek gerilimi, merakı ve heyecanının hep başucumuzda kalması dileğiyle..

Daha fazla bilgi isterseniz buraya tıklayabilirsiniz..


İyi SÖYLEŞİLER J


EN SEVDİĞİMİZ EKİM: FİLMEKİMİ



 2002 yılından bu yana İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından gerçekleştirilen Film Ekimi geçtiğimiz günlerde sona erdi. Cannes, Venedik, Berlin, Toronto, Sundance gibi film festivalleri ardından 3-11 Ekim’de merakla beklediğimiz izledikten sonra hafızamıza yer edecek filmlere kavuşma fırsatı yakaladık. Filmekimi programında Woody Allen, Nanni Moretti, Noah Baumbach, Stephen Frears, Michel Gondry, Todd Haynes, Hirokazu Kore-eda, Nanni Moretti, Paolo Sorrentino gibi usta yönetmenlerin son yapıtlarının da aralarında bulunduğu 48 film bizlerle buluştu.

FİLMEKİMİ FİLMLERİNDEN SEÇTİKLERİM 


AŞKA ÖZGÜRLÜK – FREEHELD




  Yönetmenliğini Peter Sollett’in yaptığı ABD yapımı film ilk gösterimini Eylül ayında Toronto Film Festivali’nde yaptı. Laurel Hester ile Stacie Andree’nin gerçek aşk hikâyesiyle eşitlik, adalet ve medeni haklar mücadelesini anlatıyor. Filmde hem kişisel hem de siyasi bir mücadele söz konusu..


BASKIN

 Yönetmen Can Evrenol’un ilk uzun metraj filmi olan Baskın, İlk gösterimini Eylül ayında Toronto Film Festivali’nin “Midnight Madness” seçkisi kapsamında gerçekleştirdi. Türkiye’deki ilk gösterimi de Filmekiminde yapıldı. Baskın, Can Evrenol’un aynı adlı ödüllü kısa filminden uyarlandı.. Beş polisin terk edilmiş tarihi bir Osmanlı karakolunda başlarına gelenleri konu ediyor. Korku severlerin beğenebileceği, kan görmek istemeyenlerin de uzak durması gereken bir film...


CAROL

 Yönetmenliğini Todd Haynes’in yaptığı film, suç ve gerilim romanlarının usta yazarı Patricia Highsmith’in kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı 1952 tarihli romanı, 11 yıllık bir yapım sürecinden sonra izleyiciyle buluştu. “Bu film unutulmaz” diyebileceğiniz Carol tüm sezonun en çok konuşulan filmi oldu bile. 


GENÇLİK - YOUTH

 Cannes’da Altın Palmiye için yarışan Gençlik, yönetmen Paolo Sorrentino’nun ilginç kamera açıları, çarpık yüzler, muhteşem müzikler ve stilize görseller geçidiyle nefes kesici bir seyirlik sunuyor. kayıp zamana, kaçırılan fırsatlara ve kaçıp giden sevgililere bir aşk mektubu olan filmde mizahi yaklaşım da esirgenmemiş. 


LIFE

 Berlin Film Festivali’nde ilk gösterimini yapan Life’in yönetmenliğini Anton Corbijn’in yaptığı film de Hollywood efsanesi James Dean ile Magnum fotoğrafçılarından Dennis Stock’un, Dean henüz dünya çapında bir yıldız olmadan, 1955 yılındaki yakın arkadaşlığının hikâyesini anlatıyor. Robert Pattinson ve Dane Dehaan başrolde izlerken o mükemmel fotoğraflar nasıl ortaya çıkmış görmek gerçekten heyecan verici.   


LOLO

 Lolo, dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nin Venedik Günleri bölümünün ardından Toronto Film Festivali’nde de gösterildi ve bu ay Filmekimiyle karşımızda. Fransa yapımı filmin yönetmenliğini oyunculuğuyla da performansını izlediğimiz Julie Delpy yapıyor. Ve diyoruz ki "ben de 19 yaşında Lolo olsam ben de annemi paylaşmam" J


UZAKTAN - FROM AFAR DESDE ALLA

 İşte festivalin en büyük ödüllü filmi Uzaktan. Venedik Film Festivali'ne katılan ilk Venezüella filmi olan Uzaktan aslan ayıyı kazandı. Yönetmen Lorenzo Vigas çektiği ilk uzun metrajlı filminde aynı zamanda çete üyesi olan bir jigoloyla zengin bir yaşlı adam arasındaki imkânsız yakınlaşmayı anlatıyor.


 İstanbul, Ankara ve İzmir için Filmekimi bu senelik bitmiş olsada Trabzon Atapark Avşar Sinemaları’nda 16-18 Ekim’de; Bursa Cinetech Korupark Sinemaları’nda 23-25 Ekim’de ve Edirne Cinemarine Sinemaları Margi Outlet’te 23-25 Ekim’de gösterimler devam ediyor.

İyi SEYİRLER :) 

SANATÇI VE ZAMANI







 Ahmet Hamdi Tanpınar'ın “ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” sözlerini bir çıkış noktası olarak alan "Sanatçı ve Zamanı" sergisi İSTANBUL MODERN'de sergide.. Sanatçıların zaman fikri etrafında birey olarak kendilerini ve çalışmalarını nasıl konumlandırdıklarına odaklanıyor.

 "Sergide sanatçının zamanı ile toplumun, kültürün, doğanın ve evrenin zamanı arasında kurulan bağa ve hesaplaşmaya dair bir düşünce alanı öneriyor. Geçmişten geleceğe farklı zamanlar belirli ortak temalar da buluşturulmuş. Bir sanatçının kendi yaşadığı dönemde zamanı nasıl algıladığını, yorumladığını ve bizlere nasıl aktardığına şahit oluyoruz. 115 sanatçının 186 çalışmasına yer veriyor sergi ve geçmişten geleceğe bir toplumun kültürü, zamanı nasıl değerlendirdiği, geçmişten gelip geleceğe akan zaman karşısında duydukları endişe ve hayal kırıklıklarına yer veriyor."



  
 "Farklı zamanlarda oluşan sanat üretiminde malzeme ve atölyenin rolünü, peyzaj ve natürmort geleneğinden bugünün doğa algısına olan dönüşümü, kimlik arayışlarını, yüce ve tinsel olana karşı ilgiyi, varoluş sorgulamalarını, beden politikalarını, feminist yaklaşımları, yeni kent kültürünün dayattığı karmaşık sorunları, savaş, ölüm ve yıkım karşısında verilen mücadeleyi, su kültürü ve Anadolu insanını tanıma çabalarını ortak duygular etrafında yan yana getiriyor."

 İstanbul etrafında gelişen hayat hikayelerini mükemmel İstanbul Modern manzarası eşliğinde görebilirsiniz. Ben sergiyi Ağustos ayında gezme fırsatı bulmuştum, sizlere sergi hala güncelken ziyaret etmenizi öneriyorum. Sergiyi gezdikten sonra İstanbul Modern cafesinde yorgunluğunuzu atabilir ya da YAP İstanbul Modern: Yeni Mimarlık Programı (merak edenler için tık.) çerçevesinde oluşan alanda oturabilirsiniz. Bu serin havalarda da elbette İstanbul manzarasının tadını çıkarabiliriz :) 




İyi EĞLENCELER :)




İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *